Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

oysa sen

oysa sen, yüzyıllardır tozlu raflarda hatırlanacağı günü bekleyen yaralı bir tanrı tasviri kadar, -en azından benim kadar-                                     yorgunsun... rüyalarımdan geçip gittiğin olurdu ara sıra tüm yokluğunla. dokunurdun, kainat kadar gerçek dudaklarınla güneş yanığı tenime ama sen, herhangi bir sevişmenin yerine geçemeyecek kadar -en azından tanrı kadar-                                     varsın...

sevgilim ben şimdi

sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim   elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara  hayatımız geçiyor gözlerimin önünden  çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz  "ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".  çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere  o gülün yüzü gülmüyor sensiz  o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı  hepten hüzünlü bu günlerde  gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye  masada tabaklar neşesiz  koridor ıssız  banyoda havlular yalnız  mutfak dersen - derbeder ve pis  çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş  vantilatör soluksuz  halılar tozlu  giysilerim gardropda ve şurda burda  memo'nun oyuncak sepeti uykularda  mavi gece lambası hevessiz  kapı diyor ki açın beni kapayın beni  perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi  radyo desen sessiz  tabure sandalyalardan çekiniyor  küçük oda karanlık ...

sonsuzluk

üç kere üç, dokuz eder bilirsin birin karesi birdir karekökü de bilirsin "mutlu aşk yoktur" bilirsin ama baharda ya da dışarda sonsuz göğün altında aşkın aşkla çarpımı garip bir şekilde hep sonsuzluktur karekökü de yoktur. Turgut Uyar

ümit üzerine

Resim
beklemek çok beklemek ama çok beklemek ve ağlamak çok ağlamak sakızın düşene kadar ağlamak, verdiği kitabı açmaya kıyamamak ona yazılar yazmak, her şeyde onu bulmak. geleceği anı ümitle beklemek, gelse kimseyi tanımadan ona koşmak, kimseyi görmemek, hayatı onunla yaşamak, unutmak için başkasına sarılmak ama unutamamak başkalarına bakıp onu görmeye çalışmak onu kimsede bulamamak, sırf o sevdiği için şiirleri, şairleri sevmek, şiirlerde ona ağlamak, şarabını yudumlarken ona ağlamak, çok ağlamak. yokluğunda kalbinin sisiyle beraber bıraktığı insanlara birden kendini ortaya atan kendini hatırlatan bir adam verdiği kitapla insanlarda ayrı yerde duran bir insan şapkasını çiçeklerle, belkileriyle dolduran bir adam, keşke yalnız bunun için sevseymiş seni koca adam keşke... DÜELLO Bir düelloda  Daha büyük bir şey vardır  Ve daha acıdır bu  Ölümden de ölüm korkusundan da  Bakarsın dün en güvendiğin kişi  Karşı tarafın şahidi olmuş  İşte acıdır bu da  Ölümd...

şapkam dolu çiçekle

ikinci yeni şiir öncülerinden olan cemal süreya'nın denemelerini oluşturduğu kitap bir kitapla ne yapılabilir sorusunun karşılığı da aynı zamanda bu kitap ve bu şair bir şair ve bir kitapla ne yapılabilir? Şiir, dünyayı değiştirmenin araçlarından biridir. İnsan, şiirle 'yeri ve formülü' bulacaktır. Şiir, insanın bilincini daha ilerde bir yere atacak, insana yeni nitelikler kazandıracaktır. Var mıdır böyle bir hayat? Vardır böyle bir hayat. Olacaktır. Nerval'in çıldırmadığı, Mayakovski'nin kendine kıymadığı, Lorca'nın kurşuna dizilmediği bir hayat. Cemal Süreya 'Cemal Süreya'nın bu kitaptaki yazıları, özellikle şiir üzerine olanlar, her zaman zevkle okunabilir yazılar. Neden mi? Cemal Süreya sanat üstüne kafa yoruyor da ondan. (...) Şiirimizin tarihsel serüvenini iyi biliyor. Şiirin serüveni ile toplumsal gelişme arasındaki ilişkiyi de iyi biliyor. Çoğu şairlerimizde olmayan bir bilgi.' Fethi Naci 'Cemal-Süreya, Şapkam Dolu Çiçekle adlı dene...